404 Error - page not found
We're sorry, but the page you are looking for doesn't exist.
You can go to the homepage

OUR LATEST POSTS

Sizlere 4 doğal besinden söz etmek istiyorum. Bu 4 besin maddesi soğuk algınlığı, grip ve uçuk gibi enfeksiyonların neden olduğu sağlık sorunlarına karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Yumurta sarısı

Kolesterol oranı yüksek olduğu için tüketiminden kaçınılan yumurta sarısı yüksek oranda protein içerir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerisindeki selenyum ve çinko da bağışıklığı destekler.

hindistan cevizi

Hindistan cevizi yağı

Hindistancevizi yağının içerisinde bulunan laurik asit, antimikrobiyal, antifungal, antibakteriyel ve antioksidan özellikleriyle bilinir. Vücudumuz laurik asidi dönüştürerek uçuk, grip, soğuk algınlığı ve hatta HIV gibi sağlık sorunlarına neden olan virüs ve bakterilere karşı etkin bir biçimde kullanır. Sebzelerinizi pişirirken yemeklere bir miktar eklerseniz faydasını mutlaka görürsünüz.

sarımsak

Sarımsak

Sarımsak, bağışıklık sistemini güçlendiren en faydalı besinlerden biridir. İçerisindeki allisin maddesi sarımsağa keskin kokusunu verir. Bu maddenin antibakteriyel ve antiviral özellikleri mevcuttur. C vitamini ile alındığında çok daha etkili olur. Sarımsaktaki allisin, ilaçlara direnç gösteren bazı bakteri ve virüslere karşı bilr oldukça etkilidir. Haftada 2-3 defa tüketildiğinde kolon kanserine karşı koruduğu ortaya çıkarılmıştır.

mantar

Mantar

Mantarların içerisinde pek çok antiviral, antibakteriyel ve antitümör özellikli madde bulunur. Tüm mantarlarda bulunan beta-glukanlar ise bağışıklık sistemini destekleyen ve enfeksiyonlarla savaşan bileşiklerdir.

Yünlü giysiler, soğuk kış günlerinin kurtarıcılarındandır. Hem sıcacık tuttukları hem de oldukça şık göründükleri için sıklıkla tercih edilirler. Tercih edildikleri oranda da hassas olan yünlü giysiler, özel bakım istemektedir. Doğru yıkar ve bakımlarını ihmal etmezseniz yünlü giysilerini uzun yıllar kullanabilirsiniz.

Yünlü giysileri sık sık yıkamanız gerekmez. Lekeli bir bölge varsa, o noktayı temizlemeniz yeterli olacaktır. Sık yıkamak yerine havalandırmanız daha doğru olacaktır.

Yıkama işlemi sırasında suyun kireçli olmamasına dikkat etmelisiniz. Makinede yıkayacaksanız, kireç önleyici tabletler kullanabilirsiniz.

Deterjan olarak da ipek ve yünlü giysiler için özel üretilenleri tercih edebilirsiniz. Normal deterjanlarda buluna çamaşır suyu esansı, yünlü giysilerinize zarar verebilir. Yıkama sırasında yünlü giysiler içi uygun olan yumuşatıcılardan kullanabilirsiniz.

Makinede yıkama sırasında hassas çamaşırlar için olan 30 derece programını seçmelisiniz. Yünlü giysiler sıcak suda çekerler. Bu sebeple yıkamadan önce 1 saat soğuk suda bekletmenizde fayda var. Yünlü giysilerinizi makineye atmadan önce çamaşır yıkama torbalarına koyabilirsiniz.

Tek bir noktayı temizleyecekseniz, doğal sabunları kullanmanız önerilir. Doğal sabundan lekeli bölgeye yavaşça uygulayın. Ardından soğuk suda yıkayın.

Yünlü giysileri mecbur kalmadıkça yıkamanız gerekmez. Kurutma makinelerinde kurutmamalısınız. Kurutma için güneşsiz bir odayı tercih edebilirsiniz. Ayrıca yünlü giysilerinizi ilkbaharda haşerelerden korumanız gerekir.

Uzmanlar, özellikle kış aylarında sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının önüne geçilebilmesi için ayva suyunun içilmesini öneriyor.

Ayva suyu yüksek mineral ve bol vitamin içeriği ile birçok hastalığa karşı koruma sağlıyor. Uzmanlar özellikle kış aylarında ortaya çıkan öksürük, anjin, bronşit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde ayva suyu içilmesini tavsiye ediyor.

Ayva suyu içeriğindeki C vitamini, kalsiyum, demir, protein ve karbonhidratlar ile birçok hastalığa karşı kalkan görevi görüyor. Kış aylarında sıklıkla karşılaşılan bronşit, anjin, öksürük gibi rahatsızlıklarda ayva suyu desteği ile tedavi süreci hızlanabiliyor. Uzmanlar üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde ayva ve ayva suyunu öneriyor.

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç soğuk havalarda görülen öksürük, anjin, bronşit gibi hastalıkların tedavisinde ayva suyunun kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Ayva suyunun pek çok faydalı özelliği bulunduğunu belirten İnanç, “Soğukların artmasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonlarında önemli bir artış gözleniyor. Vitamin açısından güçlü meyve suları bu hastalıkların yayılmasını engellerken, özellikle ayva suyu yoğun C vitamini içermesi ile tedavi sürecinde etkili oluyor. Ayrıca antiseptik özelliği bulunan malikasit ihtiva etmesi sayesinde enfeksiyonel hastalıklardan koruyor.” şeklinde ekledi.

Ayva suyunun, kış hastalıklarının yanı sıra içeriğindeki vitamin ve mineralin kalp ve damar hastalıkları, ishal problemleri ve hazımsızlık sorunlarının tedavisinde de etkili olabileceğini belirtiliyor.

Kış çok hızlı geldi, havalar bir anda soğudu. Havaların soğumasıyla birlikte kış hastalıkları da bir bir kapımızı çalmaya başladı.

Kış hastalıkları solunum yolunu ilgilendiren problemler olduğu için hava yoluyla bulaşır ve mikroplar bilinenin aksine soğukta değil sıcakta daha çok ürer ve yaşarlar. Soğukta ise ölürler. Peki, mikropların yaşamasına izin vermiyor gibi görünen soğuk hava nasıl oluyor da bizi hasta ediyor? Bu sorunun yanıtını Hisar Intercontinental Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Seyhan Alkan’la birlikte aradık…

Hastalıklar nasıl bulaşır ve korunmamız mümkün mü?

Soğukta salgın haline dönüşen hastalıklar bilinenin aksine soğuktan değil; soğuk havalarda insanların daha çok kapalı; okul, kreş, yurt gibi sıcak ortamlarda toplu olarak bulunmasından kaynaklanır. Bu hastalıklar odaların yeterince havalandırılmaması ve daha yakın temasta bulunulması sonucu ortaya çıkar ve yayılırlar.

Bulaşan kişinin bağışıklık sistemi zayıfsa başka bir deyimle hazırlıksız yakalandıysa hastalık ortaya çıkar. Yoksa her bulaşan kişide hastalık görülmez. Tıpta tedavi, korunma ile başlar. Bağışıklık sistemini güçlendirici vitamin ve gıda takviyesi almalı, bol sıvı tüketmeli, süt ve süt ürünlerinden zengin, dengeli beslenmeli ve uyku düzeninize dikkat ederek dinlenmelisiniz. Ancak tüm bunlara rağmen hastalıklara yakalanırsanız en kısa zamanda tedavi yolunu seçmeniz hastalıktan bir an önce kurtulmanız için en doğru seçenektir.

Eyvah! Hasta Oldum! Şimdi Ne Yapacağım?

• Diğer insanlarla solunum ve özellikle el temasından kaçının.
• Öksürme ve aksırma sırasında ağız ve burnunuzu kapatın.
• Odanızı sık sık havalandırın.
• Ellerinizi sık sık sabunlu ve bol su ile yıkayın.
• Bol sebze ve meyve tüketin.
• Sigara kullanmayın.
• Düzenli uyumaya çalışın.
• Egzersiz yapıyorsanız kendinizi çok yormadan devam edin.
• Hasta bir başkasıysa onunla aynı ortam ve odayı paylaşmayın.

Ben Hasta Oldum Demek İçin…

Solunum yolu enfeksiyonlarında ateş, öksürük ve ağrı, en sık görülen belirtiler olsa da hapşırma, burun tıkanıklığı, göz, burun ve geniz akıntısı, baş, boğaz ve kulak ağrısı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, öksürük, balgam çıkarma, hırıltılı soluma ve nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısı da görülebilir. Bunun yanında halsizlik, iştahsızlık, tüm vücutta kırgınlık, ateş, eklemlerde ve tüm bedende ağrı, göğüs ve sırt ağrısı, bulantı ve kusma gibi sistemik bulgu ve şikayetleriniz de varsa vakit geçirmeden hemen doktorunuza başvurmanız gerekir.

Tedavi Nasıl Olacağım?

Kış enfeksiyonlarında asıl amaç; hastalığı en kısa sürede atlatmanızı sağlamak ve vücut direncini yükseltmektir. Halk arasında bu tip hastalıklarda bilinçsizce antibiyotik alınması alışkanlığı ne yazık ki hala devam ediyor. Komşunun ilacı size iyi gelmeyebilir. Bunu unutmayın. Viral enfeksiyonlarda antibiyotik alınırsa vücudun normal florası bozulacağından ardından fırsatçı enfeksiyonlar sizi daha sık ziyaret edebilir.

Yani kendi kendinizi hasta edersiniz. Genel kural olarak viral enfeksiyon üzerine bakteriyel enfeksiyon eklenirse muayene, tetkik ve bulgulara göre antibiyotik tedavisine başlanır. Tedavide genel yöntem bol miktarda sıvı almak, burnu yıkamak, burun açıcı damla kullanmak ve kesinlikle doktor kontrolünde nezle ilacı almaktır.

En Sık Görülen Enfeksiyonlar:

Kış mevsimi boyunca en sık görülen enfeksiyonlar grip, nezle, sinüzit, zatürre, bronşit, orta kulak, bademcik ve ses teli iltihabı gibi çeşitli solunum yolu enfeksiyonları ve daha az oranda mide bağırsak sistemi enfeksiyonlarıdır.

Nezle (Soğuk algınlığı): En sık görülen kış hastalığı olan nezle; özellikle çocuklarda en fazla doktora başvurma nedenidir. Nezle, Rhinovirus adı verilen birçok alt türü olan, üst solunum yollarını tutan bir virüs ile olur. Hastalığı taşıyan aile bireyleri, virüsü okul, hastane, kreş, toplu taşıma araçları, uzun süreli uçak yolculuğu gibi kalabalık ortamlardan eve getirirler.

Virüs bulaşınca önce halsizlik, iştah kaybı ve burun akıntısı arkasından ciddi burun tıkanıklığı, hafif ateş, boğaz ağrısı ve öksürük gelişir. Şikâyetler destek tedavisiyle 3-7 günde geçer. Ancak 7-10 günden fazla süren öksürük ve burun tıkanıklığı varsa sinüzit veya bronşit gelişmiş olabilir. Bu noktada geç kalmadan hemen bir kulak burun boğaz hastalıkları uzmanına başvurmak yapılacak en doğru harekettir.

Grip; İnfluenza adlı bir virüsle olan, nezlenin belirtilerine belirgin halsizlik, bitkinlik, kas ve eklem ağrıları, yüksek ateş, alın bölgesinde ağrı ve şiddetli öksürüğün de eklendiği hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik ve ateş daha şiddetlidir. Gripli hastalarda daha kolay bir şekilde zatürre gelişebilir. KOAH, astım gibi kronik akciğer hastalıkları olanlarda ve kalp, böbrek, şeker hastalarında hem daha ağır seyreder hem de hastalıklarını kötüleştirir.

Farenjit: Sıklıkla görülen boğaz enfeksiyonudur ve bulaşıcıdır. Mevsimsel farenjite kapalı ortamlarda çalışanlarda daha sık rastlanır. Gün içindeki ani ısı değişiklikleri nedeniyle de ortaya çıkabilir. Farenjitin oluşmasında nezle ve grip gibi ateşli hastalıklar, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya sigara etkendir. Boğazda yanma, ağrı, yutma güçlüğü, ateş, boyun lenf bezlerinde şişme görülebilir. Hemen doktorunuzun kontrolünde ilacınıza başlamalı, tüm kontrollerinizi ve gerekli testlerinizi yaptırmalısınız.

Geniz eti ve Bademcik Sorunları: Bademcik ve geniz eti hem enfeksiyonlara hem de büyüklüklerine bağlı olarak çok ciddi sağlık problemlerine neden olabilirler. Bu durumu en sık savunma sisteminin yoğun değişime uğradığı, mikroorganizmaları tanıdığı, çok sık üst solunum yolu enfeksiyonunun yaşandığı 2 yaş ve üstü çocukluk döneminde görürüz. Nedeni genellikle Beta Hemolitik Streptokok denilen bakterilerdir. Bu bakteri aile, kreş, okul ya da kalabalık bir ortamdan bulaşır. Eğer kişinin direnci düşükse enfeksiyon daha kolay gelişir. Hastalarımızda nezleden daha fazla miktarda ateş yüksekliği, çok belirgin halsizlik, boyun lenf bezelerinde şişme, kusma, bazen deride kırmızı lekeler, uykuda nefes problemleri, nefes durması gözlemleriz. Bu durum büyüme, gelişme, beslenme, öğrenme, davranış açısından çok yoğun değişimlerin olduğu 2 yaş ve üstündeki çocukları son derece olumsuz etkileyerek; yüz, çene ve damak yapısında kalıcı problemlere yol açabiliyor. Bademcik zamanında tedavi edilemezse bazı hastalarda kalp, eklem romatizması ve böbrek iltihabı gibi komplikasyonlar gelişebilir.

Geniz Eti ve Bademciklerin Enfeksiyonlara Bağlı Problemler; Orta kulakta kalıcı sıvı birikimi, işitme azlığı, sinüzit, otit gibi doğal yaşamı; ayrıca okul hayatlarını olumsuz etkileyen ikincil enfeksiyonlar, ağız kokusu ve kalıcı diş problemlerine neden olan çok sık antibiyotik kullanımıdır. Bazı istisnai durumlar hariç; geniz etinin 2 yaşından; bademciklerin ise 4 yaşından sonra ameliyat sebepleri ortaya çıktığında alınmasında tıbbi açıdan hiçbir sakınca yoktur. 4 yaşından küçük bademcik büyüklüğü ile ilgili sorunu olan çocuklarda bademcik küçültme operasyonları ile bu sorun rahatlıkla çözülebilir. Halk arasında çok sık dile getirilen bademciği ve geniz eti alınan çocukların bağışıklık sisteminin çöktüğü, artık soğuk bir şeyler yiyemeyeceği, sık farenjit olacağı gibi bilgiler kesinlikle bilimsel dayanağı olmayan ifadelerdir.

Sinüzit: Alerjisi, yapısal burun bozuklukları bulunanlar, sık enfeksiyona maruz kalanlar (öğretmenler, sağlık personeli) ve sigara içenlerde, sinüsler hava alamaz ve içlerindeki sıvı boşalamayıp göllenerek sinüzite yakalanma riski artar.

Bu nedenle nezle ve grip bulgularınız 7-10 günden uzun sürüyorsa, burunda uzun süredir kuruluk, tıkanıklık, zaman zaman kanama, sarı yeşil renkli akıntı, kabuklanma şikayetiniz varsa, sabahları göz etrafında şişlikle yorgun uyanıyorsanız, boğazınızda rahatsızlık, takılma hissi varsa, yüzde, yanaklarda, çenede, dişlerinizde, alında veya göz çevresinde ağrı hissediyorsanız, ağız kokusunuz varsa, geniz akıntısı söz konusuysa, koku duyunuz azaldıysa, ara ara boğaz temizleme ve öksürük şikayetiniz varsa kronik sinüzit olma ihtimaliniz çok yüksek.

Hastalığın teşhisi; belirtilen şikayetleri olan hastaların ayrıntılı yapılan kulak burun boğaz endoskopik muayenesi ile filme gerek olmadan, pozitif bulgular da mevcutsa akut sinüzitin olmadığı bir dönemde çekeceğimiz bilgisayarlı tomografi incelemesi ile koyabiliriz. Tedavisinde uzun süreli ve yeterli doz antibiyotik yanında iyi ve etkili burun açma yöntemleri kullanılmalıdır.

Orta Kulak İltihabı (Otitis Media): Orta kulak iltihabı da sinüzit gibi nezle, grip ya da uzun süreli burun tıkanıklığı yapan bir durum sonrası gelişir. Çünkü bu sırada orta kulaktan buruna gelen kanal tıkanır. Bu nedenle işitmeyi sağlayan orta kulak hava alamaz ve içindeki sıvı boşalamayıp göllenir. Ayrıca bebeklerin yatarak beslenmeleri de ortak kulak iltihabı oluşmasını kolaylaştırır.

En önemli bulgu, ani başlayan şiddetli kulak ağrısıdır. Buna sıklıkla ateş yüksekliği, işitme kaybı, kusma, hatta ishal eşlik eder. Bazen ağrı aniden geçer, bu durumda iltihabın baskısı ile kulak zarının delinebileceği unutulmamalıdır. Her türlü orta kulak iltihabı durumunda hemen doktorunuza başvurun.

Larenjit (Gırtlak iltihabı): Daha çok ses tellerindeki tahriş ve enfeksiyon sonucu ortaya çıkar; ses kısıklığına hatta ses kaybına yol açabilir. Aşırı derecede alkol, sigara kullanımı, mide asidinin gırtlağa kadar çıkması ve ses tellerini zorlayarak konuşma larenjitin en fazla ortaya çıktığı durumlardır.

2 haftadan daha fazla süren ses kısıklıkları iyi ya da kötü huylu gırtlak tümörleri açısından değerlendirilmesi gereken bir durum olduğundan mutlaka doktorunuza gidin.

Ses kısıklığı ile beraber nefes alma zorluğu, ağızdan kan gelmesi, yutma zorluğu veya boyunda kitle (şişlik) gibi şikayetlerde varsa daha da acele edin. Ses kısıklığı olduğu zaman ne hemen ciddi bir hastalık endişesine kapılmalı ne de çok küçümseyip muayene ihmal edilmemelidir.

Prof. Dr. Mehmet Öz, Omega7 kaynağı yabani iğdenin sağlığa yararını,ABD’deki TV programında anlattı.

Omegalar’ın en az bilinenlerinden biri olan Palmitoleik asit, yani Omega 7, cilt sağlığı, sindirim ve kilo kontrolü için, doğal bir mucize sağlıyor. Dünyaca ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz,Omega 7 kaynağı yabani iğdenin eşsiz faydalarını, ABD’de izlenme rekoru kıran TV programında anlattı. Prof. Dr. Öz, yabani iğde meyvesinden elde edilen Omega 7 ekstresinin, içilerek ya da cilde sürülerek vücuda alınması halinde, antioksidan özelliği nedeniyle ciltteki problemleri ve kırışıklıkları giderdiğini, bağırsak duvarını güçlendirip sindirimi rahatlattığını ve yararlı olmayan yağların depolanmasını önleyerek, kilo kontrolüne yardımcı olduğunu söyledi. Doğadaki tek Omega 7 kaynağı olan ve meyve olarak hemen hiç tüketilmeyen yabani iğdenin, başta Uzakdoğu’da olmak üzere, asırlardır egzama, güneş yanığı ve diğer yanık türleri, dermatit, yara ve iltihapların bitkisel tedavisinde, etkin sonuçlar ortaya koyduğunu biliniyor.Bilimsel araştırmalar, Omega 7’nin, yüksek besin değeri ve yüksek miktarda doğal kimyasal içeriği ile hücre zarının fiziksel ve duygusal stresten korunmasında önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Omega 7, vücudun Collagen üretimini de artırıyor. Böylece cildin yıllar içinde esnekliğini kaybederek kırışmasını önlüyor ve cilde esneklik kazandırarak kırışıklıkları gideriyor.

Palmitoleik asit, cilt yağ tabakasının bir bileşeni olduğu için, hücre dokusu ve yara iyileşmesini destekleyen ve deriye doğrudan uygulanabilen değerli bir ajan olarak kabul ediliyor. Ayrıca, Rus kozmonotların uzayda güneş radyasyonundan korunmak için, Omega 7’nin doğal kaynağı olan yabani iğde meyveleri yediklerini ve yağlarını kremlerinde kullandıkları bildiriliyor.

Modern tıbbın dünyaca ünlü isimlerinden Prof. Dr. Mehmet Öz de, yabani iğdeyi, içeriğindeki Omega 7 asiti nedeniyle “bulunması zor ama sağlık açısından mucizevi bir meyve” olarak tanımlıyor. ABD’de yayımlanan sağlık programında konuklara yabani iğde tattıran Prof. Dr. Öz, “Yabani iğdenin Omega 7 kaynağı olan yağını ya da Omega 7 kapsülü, nemlendirici gibi günde bir kez cilde sürüldüğünde, serbest radikalleri kontrol altına aldığı ve cildin nemini artırdığı için, sağlıklı bir cilde kavuşmayı sağlıyor. Aynı zamanda kırışıklıkları yok ederek, cildi daha genç güzel bir görünüme kavuşturuyor” diyor.

Kilo kontrolüne de yardımcı oluyor…

Kabızlığın, katı yiyecekler nedeniyle bağırsak duvarında istenmeyen bir mukoza oluşmasından kaynaklanabileceğini anlatan Prof. Dr. Öz, Omega 7 barındıran yabani iğde yağının, bağırsak duvarını güçlendirerek, akışkanlık sağlayan bir mukoza salgılanmasına yol açtığını, böylece kabızlığı önlediğini ifade ediyor. Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, aynı biçimde beslenen iki denekten birinin aşırı kilo alıp, kalp ve şeker rahatsızlıkları gösterdiğini, yabani iğde verilen deneğin ise kilo almadığını ve kalp şeker rahatsızlıkları ortaya koymadığını anlatan Prof. Dr. Öz, “İnsanlar için de durum farklı değil. Omega 7 gereksiz yağların depolanmasını önlemek için vücuda uyarıda bulunuyor ve kilo alınmasını engelliyor” şeklinde konuşuyor. Japonya’daki bilimsel araştırmalar da, Omega 7’nin, yağ eritmenin yanı sıra, yeniden yağlanmama konusunda da başarı sağladığını ortaya koyuyor. Bu mucizevi madde, aynı zamanda metabolizmayı hızlandırarak, vücudun insülin hassasiyetini artırıyor. Böylece vücut glikozu yağ olarak depolamak yerine, enerjiye dönüştürüyor ve kilo kontrolü kolaylaşıyor.

Hanımlar bu yazımızda sizlerle minik bebeklerimiz ve çocuklarımız için brbirinden şirin kulaklı bere modellerimizi paylaştık. Bu modellerimiz bereden bunalıp bere takmak istemeyen çocuklarımızın gönlünü de fethederek onlar için daha cazip seçimler olacaktır. İster kendi çocuklarımız için istersek de yeğenlerimiz veya torunlarımız için kolaylıkla örebileceğimiz bu modellerimiz hediye olarak da oldukça uygun. Hadi hemen yapımına başlayalım hanımlar:
ALTMIŞ ilmek başlayalım. ONİKİ sıra BİR düz BİR ters ördükten sonra 24 sıra düz örelim. Sıra başından örgümüzün düz tarafında 19 ilmek örelim. 20. ve 21. ilmek bir alıp eksiltelim.19 ilmek örelim.20. ve 21. ilmeği bir alarak geri dönelim ve ters örelim. Örgünün düz tarafında sağ şişteki son ilmekle, sol şişte ki ilk ilmeği bir alarak örelim. 20. ilmekle sol şişteki ilk ilmeği birlikte alarak geri dönelim. Sağ ve sol şişte ki ilmekler bitene kadar bu şekilde örelim. Şişte kalan 20 ilmeği kapatılan kenardan ilmek alarak devam edelim. 8 sıra 1 ters 1 düz lastik örelim, ilmeklerimizi kapatalım.
Şimdi sıra kulaklarımızın yapılışına geldi.
14 ilmek başlıyoruz.5 sıra düz örüyoruz. 5 ilmek kalana kadar sıra başında eksiltiyoruz. Aynı ölçüde diğer renk yünle de örerek 2 parçayı birbirine dikerek tutturuyoruz. içini elyafla doldurarak beremize dikiyoruz. Kolay gelsin hanımlar…