404 Error - page not found
We're sorry, but the page you are looking for doesn't exist.
You can go to the Anasayfa

OUR LATEST POSTS

Göz alıcı ve etkileyici bakışlar için kusursuz bir smokey eyes makyajı olmazsa olmaz. İşte bunun için birkaç önemli ipucu.

Önceden pratik yapın
Eğer makyajınızı önemli bir gün için yapacaksanız o makyajı öncesinde pratik yapmanız önemli. Böylelikle hangi renk tonlarını ve teknikleri kullanmanız gerektiğini önceden belirlemiş olursunuz.
Doğru araçları toplayın
Makyajı yapmaya başlamadan önce ihtiyacınız olan tüm makyaj fırçalarını ve malzemelerini toplayın. 2 ya da 3 küçük gölge fırçası, ve pamuk önceliğiniz olmalı.
Temiz bir ciltle başlayın
Başlamadan önce cildinizin temiz olmasına dikkat edin. Yapacağınız makyaj büyük özen isteyecek, bu nedenle tertemiz bir tabana ihtiyacınız var.
Kaşlarınızı ihmal etmeyin
Kaşlarınızın düzgün şekilli olmasına dikkat edin. Göz makyajınızı yapmadan önce kaşlarınızı taramasını ve boyamasını yapın.
Doğru renkleri kullanın
Genellikle dumanlı göz makyajı gri ve siyah renklerinden oluşur. Ama siz göz renginize göre bu renkleri değiştirebilirsiniz.
Kapatıcı kullanın
Göz altı halkalarını gizlemek ve cildinizin rengini eşitlemek için her gün kullandığınız kapatıcınızı kullanın.
Gözlerinizi çizin
Şimdi göz makyajına geçme sırası. İlk adım olarak göz kalemiyle çizgi şeklinde gözlerinizi çizin.
Gölge uygulayın
Ardından koyu renk bir farla, çizdiğiniz yerin üstünden başlayarak  gölge verin. Parmağınızla yavaşça dağıtın. Ardından daha açık renk bir farla gözünüzün iç kısmından aşağı doğru hafif ışıltı verin.
Gölge vermenin püf noktası: kat kat yapma
Gölge verirken bunu adım adım yapmanız önemli. Bir kerede kalın bir kat yapmaktansa ışıklı bir görünüm için tek tek gölge verin.
Maskara sürün
Bir sonraki adım olarak seçtiğiniz siyah ya da koyu kahverengi maskaranızı iki kat sürün. Daha etkileyici bir görünüm için takma kirpik de kullanabilirsiniz.
Fazlalıkları temizleyin
Tüm bunları yaptıktan sonra pamukla fazla kaçan yerleri silin. Hatta gerekirse kapatıcı kullanın. Saçlarınızı da gözlerinizi ortaya çıkaracak bir model yaptığınızda hazırsınız!

Doğal bir anti-bakteriyel olan zerdeçalı hem sivilceler için hem de cildinizi parlak ve sağlıklı tutmak için kullanabilirsiniz.

Zerdeçal maskesi için gerekli malzemeler;
– Organik elma sirkesi
– 1/2 çay kaşığı zerdeçal tozu
– 1 yemek kaşığı organik bal
– Süt
– Pamuk

Nasıl uygulanır?
– Elma sirkesini pamuğa dökün ve cildinize sürün. Maskeyi uygulamadan önce 5 dakika kadar bekleyin.
– Zerdeçal tozunu bal ile karıştırın. Gözlerinizden sakınarak maskeyi yüzünüze sürün.
– 15-20 dakika kadar bekledikten sonra ılık suyla durulayın. Eğer zerdeçal tozu cildinizde sarımsı bir iz bırakırsa sütlü pamukla bunları temizleyebilirsiniz. Haftada 2 kez uygulayın.

Özellikle Razaman’ın gelmesiyle reflü yakınmalarında ciddi bir artış oldu. İşte reflüyü önlemenin 12 yolu.

Ramazan ayı boyunca “tüm gün aç kalacağımız” endişesiyle ağır besinleri tercih ediyor, iftar ile sahurda karnımızı tıka basa doyurmaya çalışıyoruz. Ayrıca yemek yer yemez soluğu yatak odasında alıyoruz. Bu hatalı beslenme tarzımızın ve davranışımızın faturasını da genellikle midemizde yanma ve ağrı gibi sorunlarla ödemek zorunda kalıyoruz. Özellikle reflü hastalarında bu yakınmalar daha da şiddetli boyutlara ulaşabiliyor, hatta başka sağlık sorunlarını da tetikleyebiliyor. Örneğin göğüs bölgesinde veya kalpte ağrı ya da çarpıntı gibi ‘kalp krizine’ benzer şikayetler gelişebiliyor. Daha da önemlisi, yemek asidi reflü hastalarında akciğerlere doğru kaçtığında nefes darlığı, hatta astım gibi ciddi sağlık sorunları da ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Nadir Kaya, reflü hastalarının oruç tutarken dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.

1-) Midenizi tıka basa doldurmayın: Midenizi tıka basa doldurmayın. Çünkü, reflü hastalarında mide boşalma zamanı gecikiyor. Bu nedenle aşırı yemek sonrasında; hazımsızlık, karın şişliği ve gaz şikayetleri gibi yakınmalar olabiliyor. İftarı çorba ile açtıktan sonra yemeğinizi zamana yayarak, yavaş yavaş yemeye özen gösterin. Hafif tatlınızı veya meyvenizi iftar yemeğinden 1.5 – 2 saat sonra tüketin. Yemeğinizi yatağa girmeden en az sonra 2-3 saat önce bitirmeye dikkat edin.

2-) Sahurda ağır besinlerden kaçının: Sahurda aşırı yağlı, kızartmalar, acı, ekşi gibi ağır besinlerden uzak durun. Çünkü bu besinler reflü belirtilerini arttırıyor, rahatsızlık oluşturuyor. Bunun yerine yağsız peynir, domates, salatalık, yumurta, zeytin ve kepekli ekmek gibi hafif besinlerden oluşan bir kahvaltı yapın. Sahurda da yemeğinizi zamana yayarak ve yavaş yavaş yemeye dikkat edin. Uzun süre tok tuttukları için proteinden zengin besinler tercih edilebilirsiniz.

3-) Yeşil sebze, et, baklagiller gibi protein ağırlıklı gıdalara yönelin: Baklava ve benzeri hamurlu tatlılardan uzak durun, çünkü çabuk acıkmaya yol açarlar. Kilo ve diyabet hastalığı probleminiz varsa karbonhidrat ağırlıklı gıdalardan uzak durun. Bunun yerine yeşil sebze ve protein ağırlıklı gıdalar tercih edin.

4-) Gazlı içecekler tüketmeyin: Gazlı içecekler reflüyü tetiklediği için bu tür içeceklerden kaçının. Bunun yerine su (ılık),yağsız ayran, doğal üzüm suyu ve komposto gibi içecekleri tüketin.

5-) Bu besinlerden uzak durun: İftar yemeğinde reflü hastalığını tetikleyen çikolata, turşu, acı biber, pul biber, çiğ soğan ve sarımsak gibi besinlerden uzak durmanız çok önemli. Bunların yanı sıra yine reflü yakınmalarını artıran sirke, kola ve gazoz gibi içeceklerden de kaçının.

6-) Kızartmaları ‘yasaklar’ listesine alın: Yağlı besinler mide asidinin yukarıya kaçıp yemek borusunda harabiyet oluşturmasına yol açabiliyor. Bu yüzden iftar yemeğinde yağlı besinlerden ve kızartmalardan uzak durmanızda fayda var.

7-) İlaçlarınızı ihmal etmeyin: İlaç tedavisi görüyorsanız, Ramazan ayında da tedavinizi aksatmamaya dikkat edin. İlacınızı doktorunuzun önerisi doğrultusunda iftarda ya da sahurda almayı asla ihmal etmeyin.

8- Sahurdan sonra hemen yatmak yerine 15 dakika kadar bekleyin: Sahur yemeğinden sonra hemen yatağa girmeyin. Reflü sıklığınıza göre bir süre bekleyin. Başucunuz yaklaşık 15-20 cm yüksek olacak şekilde yatmanız uygun olacaktır. Böylece yerçekimi etkisi ile mide içeriğinin yemek borusuna kaçması engellenmiş olursunuz.

9-) Yastığınızı 20 santim yükseltin: Yatarken başınız ile vücudunuzun üst kısmının yüksekte olmasını sağlayın. Yastığınızın başucunu 20 santim kadar yükseltirseniz, mide içeriğinin yemek borusu ve yutak bölgesine doğru kaçışını önleyebilirsiniz.

10-) Pantolonunuz bol olsun: Dar pantolon ve korse mide asidinin yemek borusuna ulaşmasını kolaylaştırıyor. Bu nedenle bol pantolonları tercih edin. Karın basıncının artmasına ve reflü şikayetlerinin ortaya çıkmasına yol açtığı için sıkı kemer kullanmayın.

11-) Ağır egzersizler yapmayın: Karın basıncını artıran sporlar reflünün şiddetini artırıyor. Egzersiz yapıyorsanız ağırlık kaldırma ve ıkınma gibi karın basıncını artıran spor türlerinden kaçının.

12-)Stresten uzak durun: Stres reflü hastalığını tetikleyen önemli bir faktör. Tüm faktörler doğru uygulansa da (gıda, ilaç gibi) stresli bir yaşam reflüyü tetikler. Bu nedenle sakin, mutlu ve huzurlu bir yaşam reflü ile mücadeleyi kolaylaştırıyor.

Türkiye’nin birçok bölgesinde yetişen kenger sakızı ve faydaları hakkında bilgi veren aktar Abdullah Yakar, kenger sakızının dişleri beyazlattığını belirtti.

Kenger sakızının özellikle Anadolu’da çok sık kullanıldığını ifade eden Abdullah Yakar, “Ülkemizin birçok bölgesinde doğal olarak yetişen kenger şifa yönü çok olan bir bitkidir. Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgesinde bol miktarda bulunur. Kenger otu, sebze olarak kullanıldığı gibi, köklerinden elde edilen sakız da kullanılır. Kenger sakızı olarak anılan sakız Anadolu’da oldukça yaygındır. Sık kullanılan ve bilinen bir sakız türüdür” dedi.

“DİŞ FIRÇASI GÖREVİ GÖRÜR”

Diş ağrıları ve diş eti rahatsızlıklarında kenger sakızının kullanılabileceğini dile getiren aktar Yakar, “Kramp çözücü, hazımsızlığı giderici ve sinirleri güçlendirici özellikleri vardır. Migrene karşı faydalıdır, kan temizleyicidir, terletici ve vücuda rahatlık verici özelliği vardır. Damar tıkanıklığını önlemeye yardımcı olur. Çiğ olarak tüketildiği gibi yemeği, salatası ve turşusu da yapılır.

Aynı zamanda köklerinin kurutulup toz haline getirilmesiyle kahve olarak da tüketilebilir. Kenger sakızı da, kengerin kök bölgesine yapılan bir çizikle beyazımsı bir süt akar ve bu sütün katılaşmasıyla kenger sakızı elde edilir. Doğal bir sakız olduğundan çok fazla tercih ediliyor. Özellikle diş hastalıkları başta olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi gelir. Hoş kokusu ve kendine özgü tadı ile yöre insanın vazgeçilmezleri arasındadır.

Diş ağrıları, diş eti rahatsızlıkları ve dişlerin beyazlatılmasında büyük etkisi vardır. Ayrıca safra kesesindeki taşların düşürülmesinde, mide ağrısı ve şişkinliğine iyi gelir. İştah açıcı özelliği vardır, hazımsızlık rahatsızlıklarında, tansiyon, yüz felci ile şeker hastalarına iyi geldiğine dair halk arasında yaygın bir inanış vardır.

Yine kenger sakızı, doğal yapısı ile diş fırçası görevi görür, dişlerin temizlenmesinde etkin rol oynar. Ağızdaki eklemleri çalıştırıp, diş etlerine de masaj yapar” diye konuştu.

Kenger sakızı çiğnemenin sabır istediğini söyleyen aktar Abdullah Yakar, sakızın yumuşamasının yaklaşık bir haftayı bulduğunu ifade etti. Yakar, “Bu arada kenger sakızı mutlaka su içerisinde muhafaza edilmelidir. 5-6 ay gibi sürede kullanılabilir. Özellikle Darende ilçesinde birçok ev halkının geçim kaynağı olan kenger, keşfedilmesi gereken bitkilerimizin arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.

Özel Elit Polikliniği Hekimlerinden Dermatoloji Uzmanı Dr. Şerafettin Saraçoğlu, yaz mevsiminde deride güneş yanıkları ve önemine dikkat çekerek, maydanoz maskesinin yanıklara iyi geldiğini belirtti.

 Saraçoğlu, “Yaz mevsimine girdiğimiz bu günlerde ısının ve dışarıda geçirilen zamanın artması, bazı deri sorunlarının daha kolay gelişmesine neden oluyor. Yaz aylarında görülen hastalıklardan en sık karşılaşılan deri sorunlarından biri de güneş yanıklarıdır.” dedi.

Güneş yanığının cilde gerek kısa vadede gerekse uzun vadede çeşitli zararlar verdiğini kaydeden Dr. Şerafettin Saraçoğlu, şöyle konuştu:
“Güneş yanığından kaçınmak için mutlaka güneşle direkt temastan uzak durulması ve koruyucu kullanılması gerekir. Ancak çoğu kişi bu kurala uymaz ve bu da ciltte pembelik ya da kırmızılık şeklinde kendini gösteren yanıkların oluşmasına neden olur. Sorun dar bölgede olduğunda sağlığı çok etkilememekle birlikte tüm vücutta oluşan güneş yanıklarında bazen acil müdahaleyi gerektirebilir. Birincil tedavi güneş koruyucu kullanma ve güneşte kalım süresini 20 dakikadan uzun olmayacak şekilde kısıtlamaktır.

Şemsiye altında gölgede güneşlendiğini sananlar yanılıyorlar. Güneşlenme, gölgede de olsa devam eder. Bu nedenle mümkün olduğunca kapalı kıyafet ile korunmak esastır. Güneş yanığı oluştu ise birincil önlem aspirin veya bir anti-enflamatuar içmektir.

Deriden su kaybı artacağı için bol su içilmelidir. Deriyi rahatlatacak yağlı kremler, sızma zeytinyağı gibi ürünler sürülmelidir. Islak pansuman rahatlatıcı Ağrı azaltıcı olarak sık tekrarlanmalıdır. Yaygın yüzey tutulumunda mutlaka bir acil ünitesine başvurulmalıdır. Bunların yanında size güneş yanıklarına oldukça iyi gelen maydanoz maskesi tarifini vereceğim.

Maydanoz maskesi tarifi

Yarım maydanozu blendırda parçalayın, 1 çorba kaşığı yoğurt ve 1 dilim limon ekleyin. Cildinize ovalayarak sürün.45 dakika bekletin. 3 günde 1 bu maskeyi cildinize uygulayabilirsiniz. Limonun içeriğindeki asitten dolayı bu maske lekelerinizi geçirmede yardımcı olacaktır.”

Memorial Wellness Kozmetik Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, sağlıklı bir cilde sahip olmak için tavsiyelerde bulundu.

Zararlı güneş ışınları, hava kirliliği, sigara ve çevresel faktörler her geçen gün cildinize hem zarar veriyor hem de hızlı bir şekilde yaşlanmasına neden oluyor. Ancak yüzünüzün doğal ifadesini bozmadan, cildinize gençliğin ışıltısını yeniden kazandırmak mümkün. Memorial Wellness Kozmetik Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, sağlıklı bir cilde sahip olmak için tavsiyelerde bulundu.

1-) Somon DNA’sı ile yaşlanmayı durdurun

Tüm bu korkutucu süreçlerin önüne geçmek için koruyucu ve yineleyici, anti-aging tedavi modelleri geliştirilmiştir. Bu tedavi seçenekleri arasında Somon DNA’sının ayrı bir yeri bulunmaktadır. Somon DNA’sı, stres, hava kirliliği, sigara, Alkol ve güneşin zararlı ışınları ve geçen yılların ciltteki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir tedavi yöntemidir.

Somon balığı sütünden elde edilen Somon DNA’sı ile yapılan uygulamalarla, yaşlanmanın kanıtı olarak ortaya çıkan kırışıklıkların önüne geçilebilir. Cildin yaşlanmasını durduran etkisiyle ön plana çıkan Somon DNA’sı ile uygulanan yüz gençleştirme yöntemi kırışıklıklar için mucizevi bir çözümdür.

2-) C vitamini lekelenmeyi önlüyor

Vücut sağlığı için olduğu kadar cilt sağlığı için de önemli olan C vitamini güçlü antioksidan içeriği nedeniyle çok önemlidir. Antioksidan özelliğinin yanı sıra çok etkili bir yaşlanma karşıtı bileşendir. Cildin gençliğini ve esnekliğini sağlayan kollajen üretiminde çok önemli bir role sahiptir. Yaşlanma, güneşe maruz kalma, sigara içme gibi nedenlerle ciltteki C vitamini giderek azalır.

C vitamininin azalması kollajen üretiminin düşmesine neden olur. Kollajen yapısının zayıflaması kırılmalara, dolayısı ile kırışıkların oluşmasına neden olur. Cildi serbest radikallere karşı ve güneşin zararlı etkilerine karşı korur. Dış etkenlere karşı güçlendirir.

Özellikle güneş dolayısı ile ciltte oluşmuş lekeleri ve yaşlılık lekelerini giderir. Cildin rengini açarak daha aydınlık ve parlak görünmesini sağlar. C vitamini, kollajen sentezini artırarak cildin sıkılaşmasını ve elastikiyet kazanmasını sağlar. İnce çizgi ve kırışıkları giderir ve bunların oluşumunu yavaşlatır.

3-) Havyar bakımı cildi gençleştiriyor

Lüks bir tüketim maddesi olarak anılan havyar son yıllarda kozmetik alanda da kullanılmaktadır. İçerisinde bir canlıyı oluşturabilme potansiyeli taşıdığından çok zengin bir protein, fosfolipid, mineral ve vitamin kaynağı olan havyar, bu özelikleri sayesinde çok etkili bir anti-age bileşendir.

• Havyarın içeriğinde bulunan fosfolipid; cildi nemlendirir; kuruma nedeniyle oluşan pürüzlü yapıyı gidererek cildin daha pürüzsüz, parlak ve güzel görünmesini sağlar.

• Protein cildi besler, onarır ve güçlendirir; cildin yenilenmesini, sıkılaşmasını ve elastikiyet kazanmasını sağlar. Mimik çizgileri ile kırışıklıkları gidermeye yardım eder, yaşlanma etkilerini azaltır.

• Mineraller ve vitaminler ise cildi serbest radikallere karşı korur ve anti-oksidan etki sağlar, kolajen ve elastin üretimini destekleyerek cilt yüzeyini güçlendirir, kırışıklıkları azaltır ve yaşlanmayı geciktirir.

4-) Mücevheratın gözdesi Elmas cilde ışıltısını veriyor

Kuyumcularda kadınların gözdesi olan elmasın, tıp alanında olağanüstü güçleri ve mucizevi etkileri olduğu bilinmektedir. Saflığın ve mükemmelliğin temsilcisi olan elmasın cilt içinde faydaları bulunmaktadır. Birçok bilimsel çalışma elmasın vücuttaki bazı organlar ve genel sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğunu ortaya koymuştur.

Elmas, vücut ısısını dengeler, enfeksiyonları azaltır, metabolizmayı canlandırır, kan dolaşımını düzenler ve birçok cilt sorunlarının düzelmesine yardımcı olur.

Alternatif Tıpta ise elmas, vücuttaki enerji merkezlerini güçlendirmek için kullanılmaktadır. Elmas, zengin mineral içeriği sayesinde cildi farklı etkenlere karşı korur ve güçlendirir. Bu özelliklerinin yanı sıra; cilt yüzeyindeki ölü tabakanın zarar vermeden soyulmasını sağlar.

Lekeli ve kalınlaşmış tabakası soyulan cilt, bu sayede daha pürüzsüz ve aydınlık olarak pırıl pırıl bir görünüm kazandırır. Cilt yüzeyindeki ince çizgi ve kırışıklıkları azaltır. Cildin elastikiyetini arttırır, toparlayıcı ve sıkılaştırıcı etki yapar.

5-) Cilt için doğru beslenin

Her çeşit sebze ve meyve aslında cilt dostudur. Yoğun E vitamini içermesi nedeniyle özellikle domates listenin başında yer almaktadır. E vitamini açısından zengin olan yeşil yapraklı sebzeler de domatesle birlikte listenin üst sırasında bulunmaktadır.

C vitamini açısından zengin olan greyfurt ve portakal da domates gibi cilt için çok faydalıdır. Tüm bunların yanı sıra vücudu protein açısından da beslemek şarttır. Yumurta, süt ve özellikle kefir gibi ürünler de cilde ciddi derecede faydalıdır. Özellikle kefirin günde bir bardak tüketmesi cilde büyük fayda sağlayacaktır. Uzun vadede ciltte olumlu anlamda değişiklikler görülecektir.

Kefirin düzenli kullanılmasıyla birlikte cilt eskiye nazaran çok daha parlak ve sağlıklı bir görünüm almaya başlayacaktır. Kefirin içinde bulunan bakteriler bağırsakları düzenleyerek gıdaların doğru emilmesini sağlar. Bunların yanında yeşil elma ve bol su tüketmek parlak ve pürüzsüz bin cilt için olmazsa olmazlar arasında yer almaktadır.